• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi14
Bugün Toplam397
Toplam Ziyaret4287587

Dönence: Gökyüzünden insan ruhuna


Dönence: Gökyüzünden insan ruhuna

23 Eylül 2024

Güneşin, gökyüzünde gün içinde doğuşu ve batışı hareketleri dışında yüksekliği de değişiyor. Güneş; doğudan doğuyor, zamanla yükseliyor, gün ortasında en yüksek konumuna ulaşıyor ve sonra da batıya doğru giderek alçalıyor ve batıyor. Ancak, Güneş’in gün ortasında ulaştığı en yüksek konumu mevsimden mevsime de değişiyor. Güneş’in kışın ulaştığı en yüksek konumu ile yazın ulaştığı en yüksek konumu arasında belirgin bir fark bulunuyor. İşte Güneşin bu yükseklik farkına Dünya’nın ekseninin eğikliği yol açıyor. Eğer Dünya’nın ekseni eğik olmasaydı, Güneş’in gökyüzünde izlediği yol ve gün ortasında ulaştığı yükseklik yıl boyunca bugünkü ölçüde değişmezdi.

Eksen eğikliği



Eksen, Dünya’nın (ya da farklı bir gök cisminin) merkezinden geçen ve bir ucundan öbür ucuna kadar uzanan hayali çizgiye verilen bir ad oluyor. Aynı zamanda dönen cisimlerin, çevresinde dönme hareketi yaptıkları doğrultuya da eksen adı veriliyor.


Dünya’nın da döndüğü bir ekseni bulunuyor. Bu eksen Dünya’nın coğrafi kutup noktalarından geçiyor. Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü, uzak yıldızlara göre yaklaşık 23 saat 56 dakika sürüyor; buna yıldız günü deniyor. Ancak Dünya bu sırada Güneş çevresindeki yörüngesinde de ilerlediği için, Güneş'in gökyüzünde yeniden aynı konuma gelmesi yaklaşık 24 saat sürüyor. Günlük hayatta kullandığımız gün, bu ortalama Güneş gününe dayanıyor.

Ancak Dünya’nın ekseni, Dünya’nın Güneş’in çevresinde döndüğü düzleme (ekliptik) dik olmuyor, hafif eğik oluyor. Bu eğiklik de sabit olmayıp zaman içinde değişiyor.

Dünya'nın dönme ekseni, yörünge düzlemine dik doğrultuya göre yaklaşık 23,4 derece eğik oluyor. Bu açı çok uzun zaman ölçeklerinde küçük değişimler gösteriyor. Ekseninin bu hafif eğik oluşuyla Dünya Güneş’in çevresinde dönerken güneş ışınlarının geliş açısının ve süresinin değişmesiyle dünyanın Güneşten aldığı enerji miktarı da değişiyor ve bu şekilde de mevsimler oluşuyor.

Dönenceler



Yeryüzü üzerinde, güneş ışınlarının, yılda her birine bir kez dik açı ile geldiği, sıcak kuşağın kuzey ve güney sınırlarını oluşturan ve Ekvator'un (eşlek) yaklaşık yaklaşık 23,4° kuzey ve güneyinden geçtiği varsayılan iki enlemden her birine ‘’Dönence’’ adı veriliyor. Bu iki enlem arasındaki bölgeye tropikal kuşak adı veriliyor.

Bu enlemlerden yeryüzünün Kuzey Yarımküre’de olanına Yengeç Dönencesi, Güney Yarımküre’de Oğlak Dönencesi adı veriliyor. Ekvator, Yengeç Dönencesi, Oğlak Dönencesi, Kuzey Kutup Dairesi ve Güney Kutup Dairesi beş önemli enlem olarak tanımlanıyor. Yengeç Dönencesi, yaklaşık 23,4° güney enleminde yer alan Oğlak Dönencesinin simetriği oluyor.

İki dönence arasındaki çoğu enlemde Güneş yılda iki kez tepe noktasına geliyor; yalnız dönencelerin üzerinde bu olay yılda bir kez gerçekleşiyor.

Yengeç Dönencesi 

Yeryüzünün Kuzey Yarımküre’sinde Ekvator'un yaklaşık yaklaşık 23,4° kuzeyinden geçtiği varsayılan enleme Yengeç Dönencesi adı veriliyor.

21 Haziran’da güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne dik geliyor. 21 Haziran, Kuzey Yarımküre'de yazın, Güney Yarımküre'de de kışın başlangıcı olarak sayılıyor. Güney Kutup Dairesi'nde (66° 33′ G - 90° G) en az 24 saat gece yaşanıyor. 21 Haziran’dan sonra yeryüzünün kuzeyinde günler kısalmaya, güneyinde ise uzamaya başlıyor. 21 Haziran’da, Kuzey Yarımküre’de en uzun gündüz, en kısa gece yaşanıyor ve buna ‘’Yaz Gündönümü’’ adı veriliyor. Bu tarihten sonra kuzey yarım kürede gündüzler kısalmaya, geceler ise uzamaya başlıyor. 23 Eylül dolaylarında ise gece ve gündüz süreleri yaklaşık olarak eşitleniyor. Ekinoksta gece ve gündüz süreleri yaklaşık olarak eşitleniyor. Atmosferik kırılma ve Güneş diskinin görünen büyüklüğü nedeniyle gerçekte tam 12'şer saat olmuyor.

Oğlak Dönencesi 

Yeryüzünün Güney Yarımküre’sinde, Ekvator’un yaklaşık 23,4° güneyinden geçtiği varsayılan enleme Oğlak Dönencesi adı veriliyor.

Benzeri biçimde, güneş ışınlarının Oğlak Dönencesine dik geldiği 21 Aralık, Kuzey Yarımküre'de kışın, Güney Yarımküre'de de yazın başlangıcı oluyor ve Kuzey Kutup Dairesi'nde de 24 saat gece yaşanıyor.

21 Aralık’tan itibaren Kuzey Yarımküre’de kış mevsimi Güney Yarımküre’de ise yaz mevsimi yaşanıyor. Bu noktanın güneyine doğru gidildikçe gündüzlerin süresi artıyor ve gecelerin süresi ise kısalıyor. 21 Aralık’ta Kuzey Yarımküre’de en uzun gece ve en kısa gündüz yaşanırken, Güney Yarımküre’de ise en uzun gündüz en kısa gece yaşanıyor. 21 Aralık’tan sonra Kuzey Yarımküre’de gündüzler uzamaya geceler kısalmaya başlarken, Güney Yarımküre’de ise gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlıyor. 21 Aralık tarihine ‘’Kış Gündönümü’’ adı veriliyor. 21 Mart dolaylarında gece ve gündüz süreleri yeniden yaklaşık olarak eşitleniyor.

Ekinoks



Güneş ışınlarının Ekvator'a dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği ana ‘’ekinoks’’ deniyor. Bir başka deyişle ekinoks, gece ile gündüz sürelerinin yaklaşık olarak eşitlendiği astronomik anı ifade ediyor. İlkbahar ve sonbaharda olmak üzere yılda iki kez tekrarlanıyor. Ekinoks sözcüğünün kökeni Latince "aequinoctium" sözcüğünden kaynaklanıyor. "Aequinoctium" sözcüğü; eşit anlamındaki "aequus" ve gece olan "nox" kelimelerinin birleşimiyle gece ve gündüzün eşitliği anlamına geliyor.

Ekinoks, ‘’dönence’’ kavramını anlatırken verdiğim gibi ‘’gündönümü’’ olmuyor. Gündönümü; 21 Aralık ve 21 Haziran’da yaşanıyor. 21 Aralık; ‘’Kış Gündönümü’’, 21 Haziran ise ‘’Yaz Gündönümü’’ oluyor.  21 Mart  Ekinoksunda Kuzey Yarımküre’de ilkbahar, Güney Yarımküre’de ise sonbahar mevsimi başlıyor. 23 Eylül Ekinoksunda ise Kuzey Yarımküre’de sonbahar, Güney Yarımküre’de ise ilkbahar mevsimi başlıyor. Ekinoksların takvimde her yıl tam aynı güne rastlamaması, Dünya'nın Güneş çevresindeki dolanım süresinin takvimde kullandığımız 365 günle tam olarak örtüşmemesinden kaynaklanıyor. Artık yıllar da bu farkı dengelemek için kullanılıyor. Dünya'nın yörüngesinin elips biçiminde olması ve yörünge hızının yıl boyunca değişmesi ise astronomik mevsimlerin sürelerinin birbirine eşit olmamasına yol açıyor.

Kuzey Yarımküre’de gündüz süresindeki günlük değişim, ekinokslar civarında en hızlı hâline geliyor; sonbahar ekinoksu çevresinde gündüzler hızla kısalırken, ilkbahar ekinoksu çevresinde hızla uzuyor.

Hem 23 Eylül Ekinoksunda hem de 21 Mart Ekinoksunda gece ve gündüz süreleri yaklaşık olarak eşitlenirken bu tarihlerde güneş ışınları, Ekvator’a tam dik olarak, 90 derece açıyla düşüyor ve Ekvator'da öğle vakti gölge oluşmuyor.

Gökyüzünde bütün bunlar şaşmaz bir düzen içinde tekrarlanıyor gibi görünüyor. Gündönümleri geliyor, ekinokslar geçiyor; gün uzuyor, gece kısalıyor, sonra yeniden gece uzamaya başlıyor. Fakat hiçbir dönüş, bir öncekinin aynısı olmuyor. Herakleitos'un aynı nehirde iki kez yıkanılamayacağını söylemesi gibi, doğa da aynı mevsime yeniden dönmüyor; çünkü dönen yalnız Dünya olmuyor, zaman da ilerliyor. Geçen yılın güzünü karşılayan insanla bu yılın güzünü karşılayan insan artık aynı insan olmuyor.

23 Eylül Ekinoksu



İşte bugün 23 Eylül Ekinoksu. Bugün artık güz aylarının başladığı, gölge boylarının uzadığı, sicim sicim yağmurların başladığı gün oluyor. Bugünden sonra artık; geceler daha hızlı uzuyor. Bugün, artık yeşilin sararmaya başladığı, bazen kızardığı, renkten renge geçişin başladığı gün oluyor.

Sonbaharın insanda uyandırdığı hüzün yalnızca şiirin icadı olmuyor. Gün ışığının azalması insanın biyolojik saatini de etkiliyor. Fakat belki bundan daha önemlisi, sonbaharın bize zamanın geçtiğini görünür hâle getirmesi oluyor. İlkbahar başlangıcı, yaz olgunluğu; sonbahar ise eksilmeyi hatırlatıyor. Sararan bir yaprağa bakarken aslında yalnızca doğadaki bir değişimi değil, kendi zamanımızın geçişini de seyrediyoruz.

Belki ressamların sonbahara bu kadar düşkün olmasının nedeni de bu oluyor. Sonbahar, doğanın renkleri kullanarak zamanı görünür hâle getirdiği mevsim oluyor. Yeşilin sarıya, sarının kızıla, kızılın kahverengiye dönüşmesi yalnızca botanik bir değişim değil; zamanın renklerle yaptığı bir resim oluyor.

Apsis, Günberi ve Günöte

Apsis, gök mekaniğinde, eliptik yörüngedeki bir cismin genelde sistemin kütle merkezi durumunda da olan çekim merkezine yörünge boyunca en yakın ve en uzak olduğu noktalara ad olarak veriliyor. Genel anlamda cismin yörüngede, merkeze en yakın olduğu noktaya periapsis (enberi), en uzak olduğu noktaya ise apoapsis (enöte) deniyor. Dilimizde bu sözcükler, teknik adlandırmalarına uygun şekilde günberi, günöte, ayberi ve ayöte şeklinde de adlandırılıyor.

Günümüzde Dünya, Aralık gündönümünden yaklaşık 14 gün sonra, 03-04 Ocak tarihlerinde günberi mesafesine ulaşıyor. Yani dünyamız, güneşe en yakın olan mesafesine ulaşıyor. Günberi noktasında, Dünya'nın merkezi, Güneş'in merkezinden yaklaşık 0.98329 astronomik birim (AU) veya yaklaşık 147,1 milyon kilometre uzaklıkta bulunuyor. Buna karşılık, Dünya 04-06 Temmuz tarihlerinde, Haziran gündönümünden yaklaşık 14 gün sonra günöte mesafesine ulaşıyor. Yani dünyamız, güneşe en uzak olan mesafesine ulaşıyor. Dünya'nın ve Güneş'in merkezleri arasındaki günöte mesafesi yaklaşık 1,01671 AU veya yaklaşık 152,1 milyon kilometre oluyor.



Bütün bunlar astronominin diliyle anlatıldığında açılar, eksenler, yörüngeler ve tarihlerden ibaret görünüyor. Oysa gökyüzündeki bu büyük hareketin yeryüzünde başka bir dili bulunuyor. Dünya'nın eksenindeki 23 derecelik eğiklik, bizim hayatımızda uzayan bir gölgeye, erken çöken bir akşama, sararan bir yaprağa, serinleyen bir rüzgâra dönüşüyor. Astronominin sayı ile anlattığını doğa renklerle, insan ise duygularla anlatıyor. Belki de bu yüzden mevsimler yalnız Dünya'nın değil, insan ruhunun da dönenceleri oluyor.

Bugünden sonra artık



Bugünden sonra artık; dalların arasında günün ilk ışıkları ile kızıllaşan, tarifi bir mümkünsüz renklere bürünen yaprakların, usul usul, ılgıt ılgıt esen seher yelleri ile sonsuz bir huzur veren sesleri gelecek hışır hışır.

Bugünden sonra artık; dalların arasından soluk soluk bakacak güz güneşi.

Bugünden sonra artık; altın sarısı yapraklar iplik iplik dokunmuş nadide bir halı gibi serilecek yerlere.



Bugünden sonra artık; kayaların arasından, tepelerin üstünden, vadilerin arasından, bayırların yüzünden, yamaçların kıyısından uğultuları gelecek rüzgârların.

Bugünden sonra artık; o beyaz bulutlar çekip çekip evlerine gidecek, yerlerine koyu koyu, kara kara, gri gri, pare pare, kül rengi bulutlar gelecek.

Bugünden sonra artık; yavaş yavaş pastel bir renk alacak uzaklar, sararan yapraklar, kuruyan otlar, vadiler yamaçlar, dağlar, tepeler, bayırlar, düzler.



(Bu fotoğrafı ben çektim)

Bugünden sonra artık; sarı, kahverengi, kırmızı soluk renkleriyle ağaçlar yarı çıplak kalan dalları ile göklere bakacak ellerini kaldırmış Tanrı'ya dua eden bir insanmışçasına.



Bugünden sonra artık; börtü böcek yaz konserini kesecek, kuşların cıvıltıları azalacak; yaz otları sararıp solacak, doğa ürkek, mahzun ve hazin bir sessizliğe bürünecek.



(Fotoğraf memleketim Yeşilhisar'a ait)

Bugünden sonra artık; bir annenin çocuğunun üstünü usul usul örtercesine, geceler çok daha erken üstünü örtecek ovaların, vadilerin, yamaçların, tepelerin, dağların.

Bugünden sonra artık; daha erken olacak akşamlar. Bugünden sonra artık; her gün daha bir çığlık çığlığa, daha bir bağıra bağıra batacak güneş dağların ardından. Bugünden sonra artık; alev alev yanacak dağlar güneş batarken, korsuz, külsüz, dumansız. Bugünden sonra artık; perde perde inecek karanlıklar, usul usul basacak geceler.



(Bu fotoğrafı ben çektim. Buranınn neresi olduğunu da ancak bilenler bilir!)

Bugünden sonra artık; güz gelecek!


Belki de bu yüzden “dönence” yalnız astronominin değil, insan ruhunun da sözcüğü oluyor. Barış Manço'nun “Dönence”sinde gökyüzüne ait bir kavram, insanın karanlıktan aydınlığa, yalnızlıktan umuda doğru bekleyişinin metaforuna dönüşüyor. Gün dönüyor; mevsim dönüyor; insan da kendi içindeki karanlığın bir gün döneceğine inanıyor.

Osman AYDOĞAN

Barış Manço; ‘’Dönence’’:
https://www.youtube.com/watch?v=77ygz-MC6_8

 


Yorumlar - Yorum Yaz