• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam1252
Toplam Ziyaret3965664

Rusya – Ukrayna Savaşı beşinci yılına girerken


Rusya – Ukrayna Savaşı beşinci yılına girerken

23 Şubat 2026

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bugün dördüncü yıl doluyor ve yarın beşinci yılına giriyor.

Ukrayna’ya ait Donetsk ve Luhansk Halk cumhuriyetleri, 12 Mayıs 2014 tarihinde, Rusya’dan da destek alarak Ukrayna’dan tek taraflı olarak bağımsızlıklarını ilan ediyor. Ancak bu cumhuriyetler hem Ukrayna hem de Batı tarafından tanınmıyor. 21 Şubat 2022 tarihinde de Rusya, Ukrayna’nın Donetsk Halk Cumhuriyeti ile Luhansk Halk Cumhuriyetinin bağımsızlığını tanıma kararı alıyor. 

Ve hemen ardından Rusya, sürpriz bir şekilde 24 Şubat 2022 tarihinde bütün Ukrayna’ya saldırıyor. O günden bugüne tam dört yıldır Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı devam ediyor. Savaş dört yıldır sürüyor olsa da savaşın başlangıcından itibaren ilk dört aydan sonraki süreçte cephe durağanlaşıyor. Rusya gibi küresel bir güç Ukrayna gibi küçük bir ülkede dört yıldır oyalanıyor, savaş yarın beşinci yılına giriyor.  Ancak savaş beşinci yılına girerken da bu savaşın yakın zamanda sona ereceğine dair bir emare de bulunmuyor.

Dört yıllık savaşın bir muhasebesi

Dört yıllık bu savaşın sonunda, değişik kaynaklara göre Rusya, toplam 1,2 milyon Ukrayna ise 500 bin ila 600 bin asker kaybı (ölü, yaralı ve kayıp), veriyor. Taraflar askerî kayıplara dair düzenli veri paylaşmadığı için bu konuda sağlıklı bir bilgi de bulunmuyor. BM İnsan Hakları İzleme Misyonu verilerine göre savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna’da 14 bin 999 sivil yaşamını yitiriyor, 40 binden fazla kişi yaralanıyor. BM’ye göre 2025 yılı, siviller açısından savaşın en kanlı dönemi oluyor.

Savaşla geçen bu dört yılın sonunda Rusya, Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 19,4’ünü kontrol ediyor. Ancak son bir yılda Rusya’nın kazandığı yeni alan yalnızca yüzde 0,79 olarak biliniyor. BM verilerine göre yaklaşık 5,9 milyon Ukraynalı ülkesini terk ediyor. Bunların 5,3 milyonu Avrupa ülkelerine sığınıyor. Ülke içinde yerinden edilenlerin sayısı ise 3,7 milyon civarında bulunuyor. Savaş öncesinde Ukrayna’nın nüfusu 40 milyonun üzerinde bulunuyor.

Bu dört yılın sonunda gelinen noktaya bakınca Rusya’nın liderliği, gücü, kapasitesi, niyet ve maksadı ve hedefleri konusunda soru işaretleri yaratıyor. Yorumcuların kafası karışıyor.


Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının dördüncü yılını kısaca bir değerlendirmemiz gerekiyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının dördüncü yılında şu tespitler öne çıkıyor:

Liderlik eksikliği

Rusya’nın açık ve seçik bir politik hedefi bulunmuyor. Politik hedefi olamayan hiçbir askerî harekâtın da başarı şansı bulunmuyor.

Rusya’nın bu saldırısında ayrıca büyük bir zamanlama hatası yaptığı, mevsim faktörlerini dikkate almadığı da gözüküyor. Mayıs sonuna kadar yağışlar nedeniyle balçık haline gelen Ukrayna steplerinde Rus zırhlı araçlarının hareket kabiliyeti büyük ölçüde engelleniyor.

Doğası gereği diktatörlerin etrafında dalkavuklar oluyor. Dalkavuklar da diktatöre gerçeği aktarmıyor, sadece diktatörün hoşuna gidecek bilgileri veriyor. Napolyon’a Waterloo Savaşı’nda da böyle oluyor. Waterloo Savaşına girmek Napolyon’un yapabileceği en son seçenek oluyor. Generallerinin Napolyon’u hoşnut etmek için verdikleri yanlış bilgiler ve sarf ettikleri telaşlı çaba Napolyon’un kötü kararlar almasına ve yanlış stratejiler seçmesine yol açıyor. Putin de böyle bir isim. Putin de Rusya’nın tek adamı, diktatörü. Adını ne koyarsanız koyun. Stalin’den beri süre gelen bir kültür. Nasıl ki Napolyon’un savaşa girmesi yapacağı son seçenekti, Putin’in de aynı şekilde Ukrayna’ya karşı bir savaşa girmesi gerekçesi ne olursa olsun yapacağı en son seçenek oluyor.

‘’Halkın, hükumetin ve ordunun birliği işe yarar. Bu üçünden birinin zayıf olması bütün emekleri boşa çıkarır. Bu üç konuda da sağlam olmadıkça savaşa kalkışılmaması gerekiyor.’’ (Clausewitz) Rusya’nın saldırdığı ülke Ukrayna, kökeni Ruslarla aynı; Slav, din Ruslarla aynı; Ortodoks, dil Ruslara yakın. Bu savaşı Rus halkının desteklemediği, Rus ordusunun da canı gönülden istemediği gözüküyor. Bu savaşı isteyen sadece Putin. Halkın ve ordunun istemediği bir savaşın başarılı olma imkân ve ihtimali bulunmuyor. Putin’in sürekli generallerini görevden alması da aslında Rus ordusunun bu savaşı iletemediğinin, Rus halkının da Rusya’da kısmî seferberliğin ilanı ile ülkeden kaçışının da Rus halkının bu savaşı istemediğinin bir başka göstergeleri oluyor.

Savaş esnasında gerçeği gören Putin, kararını değiştireceğine habire generallerini değiştiriyor. Putin, Ukrayna’daki Rus ordu komutanını defalarca değiştiriyor. Putin, her defasında daha sert generallerini ordu komutanı yapıyor. Çünkü ‘’İktidar ile şiddet birbirine karşıttır, iktidarın bitmeye başladığı yerde şiddet başlıyor.’’ (Hannah Arendt)

Tuzağı görmeyen liderlik

I. Trump dönemine ait ABD strateji belgelerinde (National Security Strategy 2017 ve National Defense Strategy 2018) ABD’nin, Rusya ve Çin’i kendisine en büyük stratejik rakip ve tehdit olarak gördüğü, dolayısıyla ABD’nin, kendisine stratejik rakip olarak gördüğü Çin ve Rusya’yı büyük ekonomik ve askerî kaynak harcamaya zorlayacak jeopolitik istikrarsızlıklara yol açacak bir politika izleyeceği görülüyor. İşte ABD’nin bu politikası reel politik dünyaya şöyle yansıyor:

Tıpkı Saddamlı Irak’ın Kuveyt’i işgaline (2 Ağustos 1990) ABD tarafından yeşil ışık yakılıp, sonra da bu işgali gerekçe göstererek ABD’nin Irak’a saldırısı (1991 Körfez Harekâtı) gibi, ABD ve AB, Rusya’nın Kırım’ı ilhakına (2014) sessiz kalıp, Rusya’nın Ukrayna Donbas’a saldırısına yeşil ışık yakıyor. Rusya, Ukrayna saldırısı sonunda hem savaşta hem de kendisine uygulanan ambargo nedeniyle büyük ekonomik ve askerî kaynak harcamaya zorlanarak jeopolitik istikrarsızlıklara düşüyor.

Rusya, Ukrayna bataklığına saplanıp öylesine büyük bir jeopolitik istikrarsızlıklara düşüyor ki; Rusya, komşusu Ukrayna NATO’ya girecek diye Ukrayna’ya saldırıyor ancak İsveç ve Rusya ile arasındaki 1.340 kilometrelik en uzun kara sınırına sahip Finlandiya, NATO’ya giriyor. Rusya, sesini çıkaramıyor. Suriye’de, Rusya müttefiki Esat düşerken (08 Aralık 2024) Rusya, müdahale edemiyor. Rusya’nın tüm Ortadoğu ile bağı kesiliyor. Rusya’nın arka bahçesi olan Ermenistan ve Azerbaycan, Trump’ın dizinin dibinde barış anlaşması imzalıyor. Zengezur Koridoru 99 yıllığına ABD’ne kiralanıyor (11 Ağustos 2025), Rusya gıgını çıkaramıyor. Gazze, İsrail tarafından yerle bir edilirken (2023, 2024, 2025), ABD ve İsrail, İran'a saldırırken (Haziran 2025) Rusya bu saldırıları eli böğründe seyrediyor. Rusya'nın en büyük gelir kaynağı olan Avrupa'ya doğal gaz satışı engelleniyor, Rusya'ya devasa ambargo konuyor, Rusya gıgını çıkaramıyor. 

Bütün bunlar büyük bir öngörüsüzlük ve bu savaştaki liderlik eksikliğini gösteriyor.

İstihbarat eksikliği

Bu harekâtta ABD, İngiltere ve AB’nin Ukrayna’ya hızlı bir silah ve istihbarat desteği sağlayacaklarının Rusya tarafından dikkate alınmadığı gözüküyor. Rusya’nın, 2007 tarihinde AKKA sürecini askıya alması, 2008 yılında G. Osetya ve Abazya’yı Gürcistan’dan ayırması ve ardından Rus askerlerinin G. Osetya ve Abazya’ya girmesi, 2014 yılında Kırım’ı ilhakı ve 2015 yılında da AKKA’dan tamamen çekilmesi sonucu ABD; 2014 yılından itibaren Polonya, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan’da Rusya’ya karşı üsler kurmaya ve ayrıca Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhakından sonra da Ukrayna ordusunu yeniden teşkil, teçhiz ve eğitmeye başlıyor. Ancak Putin bütün bu hazırlıkları görmüyor. Ve en önemlisi Rusya’nın kendi gücünü abartıp Ukrayna’nın bu şekilde artan askerî kapasitesini yeterince değerlendirmediği gözüküyor. ‘’Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilmezsen, her savaşta tehlikedesin.’’ (Sun Tzu) Muhtemel ki kurmayları, karargâhı Putin’e hem kendi güçleri hem de Ukrayna’nın gücü konusunda yanlış bilgi veriyor. Rusya’nın Ukrayna saldırısının en büyük hatası bu husus oluyor.

Bütün bunlar bu savaştaki liderlik eksikliği olarak Putin hesabına yazılıyor.

Eğitim, silah ve teçhizat eksikliği

Harekâtta kullanılan zırhı birlikler eğitimsiz. Teçhizat eski. Böylesi bir harekâta girişecek birliklerin iyi bir eğitime ve modern bir teçhizata sahip olması gerekiyor.

Rusya’nın Ukrayna saldırısında ağırlıklı olarak Zırhlı Birlikleri kullandığı gözüküyor. Zırhlı Birliğin temeli ve esası küçük birlik harekâtıdır. Ancak harekâtta, Rus ordusunun küçük birlik harekâtı konusunda çok büyük bir eğitim ve disiplin zafiyeti içerisinde olduğu gözüküyor.

Zırhlı birliklerin belli başlı karakteristikleri olan; sürat (çeviklik), oynaklık, ateş, zırh koruma, baskın / darbe tesiri Rus Zırhlı Birliklerinde görünmüyor.

Zırhlı Birlik harekâtı için en kötü arazi balçık arazidir. Saldırı zamanı Şubat ayıdır. Şubat – Mart ve Nisan aylarında tüm bir Ukrayna arazisi yağmur ve kar erimesinden dolayı balçık halindedir. Ana yollar savunanlar tarafından mutlaka tahkim ediliyor. Rus kurmayları zamanlama konusunda sınıfta kalıyor.

Harekâtta kullanılan Rus tankları T-72 modeli tanklarıdır. Bu tanklar  üretimine 1970 yılında başlanan ikinci nesil (T-55’den sonra) bir Sovyet ana muharebe tankıdır. Bu tanklar hantal, ağır (45-49 ton), yüksek görünümlü (hedef teşkil eder), gürültülü, zırh koruması ve ateş gücü zayıftır. Sırasıyla T-72 Ural (1973 Haziran), T-72A (1979 Mayıs), T-72M,  T-72B (Ocak 1985) yıllarında üretiliyor. Bu tankların en yenisii kırk yıllık tanklardır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte T-72 tanklarının üretimine son veriliyor. T-72 tank motoru T-34 tank motorundan geliştiriliyor. Çok yakıt yakıyor. 1200 lt depo kapasitesi bulunuyor. Sık yakıt ikmali yapmak gerekiyor. Ancak harekât esnasında traktörlerle çekilen tank görüntüleri Rus ordusunun lojistik sıkıntı yaşadığını gösteriyor.

Bu tanklar muhtemel karşısında yer alan ‘’at ve unut’’ (Fire-and-forget) nesli tanksavar roketlerine karşı etkisiz kalıyor ve zayiat veriyor.

Rus Zırhlı Birliklerinin bu hareâtta yakın hava savunması bulunmuyor. Bu çok daha büyük bir zafiyet oluyor. 

Zırhlı Birlik, Piyade birlikleri ile işbirliği olmaksızın arazide muharebeleri çok güçtür. Harekâtta, Rus Zırhlı Birlikleri Piyade desteği olmadan muharebe ediyor.

Zırhlı Birlikler konsepti bu tür bir harekâtı için uygun olmuyor. Zırhlı Birlikler, Almanların Blitzkrieg (yıldırım harbi) dedikleri konsepte uygun olarak kullanılması gerekiyor. Kısa mesafeli hedefler için Zırhlı Birliklerin kullanılması -bu harekâtta olduğu gibi- uygun olmuyor.

Zırhlı Birlikler, meskûn mahal muharebelerine uygun silahlar değildir. Ancak bu harekâtta Rus tankları hep meskûn mahallerde kullanılıyor.

Rusya’nın bu silah, teçhizat, eğitim ve taktik zafiyetine Rusya’nın 1980’erdeki Afganistan harekâtı hariç yaklaşık kırk yıldır bir muharebeye katılmamış olması yatıyor. Geçen bu kırk yıllık sürede Rus askerî teknolojisi, eğitim ve muharebe tecrübesi ve taktik ve stratejik düşüncesi rehavete kapılıp zaafa uğruyor. 


Personel ve lojistik

Böylesi bir harekâtın lojistik planlamasının askerî harekâttan daha iyi planlanıp icra edilmesi gerekiyor. Ancak uygulamada böyle olmadığı gözüküyor.

Herekât uzadıkça Rus askerinin moralinin düşeceği, savunan Ukrayna tarafının yükseleceği dikkate alınmıyor. ‘’Her taarruz harekâtı zaman geçtikçe zayıflar. Her ne şekilde olursa olsun, zaman kaybeden zayıflar.’’ (Clausewitz) Bu basit taktik kural Rusya tarafından dikkate alınmıyor.

Yine harekât uzadıkça, zaman geçtikçe, lojistik sorunlar çözülmeyip de arttıkça ve harekâttan sonuç alınmadıkça cephedeki morali düşük askerler huzursuzlaşıyor, AB ve ABD ambargosundan olumsuz olarak etkilenen Rus oligarkları ve Rus güç sahipleri Putin'e başkaldırıyor. (Başkaldıran bu oligarklar da intihar süsü verilerek teker teker katlediliyor) Rus halkı memnuniyetsizliğe bürünüyor. Bütün bu iç dinamikler de Putin'in pek fena başını ağrıtıyor. Çünkü ''uzayan her savaş önce orduyu sonra da toplumu yozlaştırıyor'' (Lao Tzu)

Bu noktada durup Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının gerçek nedenine değinilmesi gerekiyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının gerçek nedeni

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı için her ne kadar Kiev Knyezliği (Prensliği), Rus Karadeniz Filosu, 2001 yılında Karadeniz'in üzerinde Rus yolcu uçağının düşürülmesi, 2004 yılında Ukrayna’da yaşanan Turuncu Devrim, Kasım 2013'te Ukrayna’da yaşanan kaos, 2014 yılında Rusya tarafından Kırım’ın ilhakı, Donbass Bölgesinin özel durum, din konusu ve NATO’nun doğuya genişlemesi gerekçe olarak sunuluyorsa da asıl neden çok daha faklı oluyor.

Bu nedeni anlayabilmek için öncelikle Putin’in ve çevresinin ideolojisinin mercek altına alınması gerekiyor.


Putin yönetimi, 2004 yılından bu yana, muhafazakârlığa dayanan bir resmî ideoloji oluşturuyor. Bu konuda de Rus Ortodoks Kilisesi ile yoğun bir iş birliği yapıyor.

Bu çevrelere göre; Çarlık Rusya’sı, 1. Dünya Savaşı’nda galip gelmek üzereyken, Lenin ve arkadaşları, Alman desteğiyle devrim yapıyor. Bu devrim ise; Rusya’nın savaştan çekilmesine, din karşıtı bir düzenin kurulmasına, Almanya ve müttefikleriyle (Osmanlı da dahil) teslimiyetçi bir barış yaparak Rusya’nın pek çok yeri kaybetmesine neden oluyor.  

Ayrıca, Putin ve Rus muhafazakârları, Sovyetler Birliği’nin federasyon şeklinde kurulmasını ve Sovyetler Birliği’nin kurucu cumhuriyetlerine toprak verilmiş olmasını eleştiriyor. Çünkü, bunlara göre, o dönemde federasyonun iç sınırları olarak çizilen sınırlar, 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla, uluslararası sınırlar haline geliyor ve Sovyetler Birliği zamanında Sovyet Ukrayna’sına bırakılmış olan Kırım, Odessa, Harkov gibi şehirler, Ukrayna’da, bazı bölgeler de Kazakistan’da kalıyor.

Putin ve çevresi; Sovyetler Birliği kurumsallaşıp bir nevi Rus devletine dönüştüğünden, 1991 yılında yıkılan Sovyetler Birliği’ni de bir Rus imparatorluğu olarak görüyor. Rus milliyetçi-muhafazakârlarına göre Sovyetler Birliği’nin kurulması ayrı bir felaket, yıkılması ayrı bir felaket oluyor.

Bu nedenle, bu çevreler, Sovyet devriminin lideri Lenin’e ateş püskürüyor. Ancak yine aynı çevreler, bütün muhafazakârlıklarına rağmen, 1930’larda dini kurumlara baskı yapan Sovyet lideri Stalin’e övgüler düzüyor. Çünkü onlara göre Stalin, “devrimci karışıklığa” son veriyor ve yeni bir devlet düzeni kuruyor. Ayrıca, Sovyet Ordularının Berlin’i ele geçirmesiyle, Stalin, Rus çarlarının bile yapamadığını yaparak, Rusları Avrupa’nın ortalarına kadar götürüyor. (Deniz Berktay, Cumhuriyet, 12 Mart 2022)

Putin’in Ukrayna’ya saldırıdan üç gün önce yaptığı konuşması

Putin, 21 Şubat 2022 gecesi, bir yanında Rus Federasyonu bayrağı diğer yanında üzerinde çift başlı kartal simgesi taşıyan Romanov Hanedanı ( 1613-1917 yılları arasında Rusya'nın hükümdar kraliyet ailesi) bayrağı önünde yaptığı ‘’ulusa sesleniş’’ konuşmasında tarihe hep atıfta bulunarak uzun uzun Ekim Devrimini ve Bolşevikleri anlatıyor. Putin, konuşmasında; “Sovyetler Birliği’nin yıkılması, 20. yüzyılın en büyük trajedisidir” diyor. Putin, konuşmasında yukarıda verdiğim ideolojik inancını açık ve net dile getiriyor.


Putin konuşmasında özetle şu mesajları veriyor:

Ukrayna’ya dönük ifadeler:

‘’Ukrayna hiçbir zaman bir devlet olmadı. Ukrayna, Rusya tarafından yaratılmıştır. Ukrayna'yı Sovyetler kurmuştur, Rusya’sız Ukrayna yoktur. Ukrayna'nın doğusu eski Rus toprağıdır. Ukrayna’yı tarih boyunca Ruslar korudu, 18. yüzyılda Ukrayna şehirlerini, Karadeniz kıyısını Türklerden Rusya korudu, komünizm rejimi devam ederken de bu koruma devam etti. Osmanlı devletinden savaş ve anlaşmayla kazandığımız topraklara 19. yüzyılda da asker çıkarmış ve başarısız olmuşlardı. Yine başarısız olacaklar, çünkü oralarda hala Rus komutanların ismi yazıyor.’’

‘’Ukrayna'nın nükleer füze geliştirecek teknolojisi var. Ellerinde Sovyet döneminden kalma teknolojiler ve halihazırda Toçka-u füzeleri var. Diğer devletlerin desteği ve yardımıyla nükleer silahlar geliştirip Rusya’nın güvenliğini tehdit edebilirler."

‘’Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarını tanıyacağız. Donbass tarihsel olarak Rusya’nın bir parçasıdır.” 

NATO, ABD ve Batı’ya yönelik ifadeler:

‘’NATO ile 1997'de daha doğuya genişlememesi için anlaşma yaptık, uymadılar. Litvanya’ya kadar geldiler. Almanya birleşirken Doğu Avrupa’ya dönük bir ordusu olmaması için anlaşma yaptık, uymadılar. Zamanında Bush'a Rusya da NATO’ya girmek isterse buna tepkiniz ne olurdu diye sordum, renkten renge girdi. NATO savunma amaçlıdır dediler, sınırlarımıza Tomahawk füzeleri yerleştirdiler. Bu füzeler savunma değil saldırı amaçlıdır ve Ural dağlarının ötesini bile vurabilir. Moskova'yı 4 dakikada vuracak silahlar yerleştirdiler. Rusya kıskaca alınıyor, NATO hiçbir sözünü tutmuyor ve buna Ukrayna’da tolerans göstermeyeceğiz. Ukrayna halkı bilmelidir ki asıl tehlike NATO’dur. Bizim tarih birliğimiz var. Onlara değil bize güvenmek zorundalar. Yaşananlar ABD’nin savunma kisvesi altında uzun soluklu bir saldırı politikasıdır. ABD dış politika metinlerinin hepsinde en büyük tehlike olarak hala Rusya tanımlı. ‘’

Putin’in konuşmasında NATO’dan istekleri

‘’NATO’nun doğuya doğru genişlemesi durdurulacak. Rusya sınırına silah yığınağı yapılmayacak.  NATO, NATO ve Rusya arasında 1997'de imzalanan anlaşmanın özüne uygun yapıya dönecek.’’

Türkiye’ye dönük ifadeler

Putin konuşmasında, üstü örtülü ifadeyle, Polonya ve Finlandiya’nın bağımsız olduğu, Osmanlı Devleti’nin de Kars-Ardahan ve Batum’u geri aldığı Brest Litovsk Anlaşması’nı eleştiriyor.

Putin'in konuşmasının bütünü
 
Putin, konuşmasının bütününde Çarlık Rusya’sının ve eski Sovyetler Birliği topraklarından bahsediyor. Putin, konuşmasında; Azerbaycan'dan Baltık'a, Kazakistan'dan Tacikistan'a gelecek yıllarda devasa bir coğrafyayı tehdit eden sözleri kameralar karşısında canlı canlı sarf ediyor. Putin, konuşmasında açıkça ve net olarak ‘’Ukrayna diye ayrı bir ülkeyi tanımıyoruz, bizim olmazsa zorla yapacağız’’ diyor. Putin, bu konuşmasıyla Ukrayna’nın da topyekûn işgalinin zemini hazırlanıyor.


Putin, konuşmasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Anayasa’sında bağlı cumhuriyetlere tanınan ‘’kendi kaderlerini tayin hakkı’’nın da devletin temeline konulmuş bir mayın olduğunu söylüyor. Dolayısıyla Putin’in Lenin’e yönelik eleştirisi ve hak iddiası sadece Ukrayna’yla sınırlı bulunmuyor. Putin, konuşmasında Sovyetler Birliğini tekrar kurmaktan söz ediyor. Ukrayna’dan sonraki hedefinin Baltık ülkeleri, Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri olduğu gözüküyor.

Putin’in bu konuşmasının değerlendirilmesi

Putin modern dönemin Adolf Hitleri gibi davranıyor. Önce Gürcistan, sonra Kırım şimdi de sıra Ukrayna’nın bütününü hedef alıyor. 

Putin’in bu politikası Nazi Almanya’sının yürüttüğü “Lebensraum” politikasını andırıyor. Argümanlar çok benziyor. Avusturya ve Suderland bölgesinin bu iddialar ile ilhakının ardından, yine aynı iddialarla Polonya’nın ilhakını anımsatıyor. Ayrıca Putin, Ukrayna’ya Hitler’in aynı Çekoslovakya’ya yaptığı muameleyi yapıyor. Aynı Hitler’in Südetenland'ı aldığında durmadığı gibi Putin, Kırım, Lugansk, Dontesk'tan sonra tüm Ukrayna’yı istiyor. Belarus’u zaten işgal etmiş durumda bulunuyor. Bundan sonra Baltık ülkeleri ve Kafkaslara sıra geliyor. 2-3 sene sonra Putin; Estonya Rus toprağıdır, hakkımızdır, Azerbaycan da Rus toprağıdır hakkımızdır diyerek oralara da saldırıya kapı açan konuşmaları yapıyor.

Rusya - Ukrayna Savaşının Türkiye ile ilgili yönü

Rusya'nın tekrar Batı'ya dişini göstermesi Batı nezdinde Tükiye'nin jeopolitik önemini tekrar hatırlatıyor. Bu gelişme ise benim yıllardır ifade ettiğim tezimi haklı çıkarıyor: Türkiye’nin Batı (ABD-AB) ile olan ilişkilerinin niteliğini Rusya belirliyor. Rusya Batı’ya tehdit olduğu sürece Türk – Batı ilişkileri iyi gidiyor. Batı’ya olan Rus tehdidi ortadan kalkınca da Türkiye, Batı ile olan ilişkilerinde sorunlar yaşıyor. Bu krizde Rusya'nın tamamen yenilip etkisizleşmesi de Batı nezdinde Türkiye'yi yeniden önemsiz bir ülke haline getirmesi ihtimalini barındırıyor.

Türkiye’nin ise bu savaşla beraber iki kutup arasında artık rahat hareket etme lüksü, yeterli bir hareket alanı, fazla bir manevra sahası kalmıyor. Türkiye için tek çıkar yol olarak, Osmanlının Birinci Dünya Harbindeki hatasına düşmeden Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük öngörüsüyle imzalanan Montrö Anlaşmasına ve Büyük Önder’in ‘’Yurtta sulh, cihanda sulh’’ ilkesine sarılmak kalıyor. Türkiye'nin bekası bunu gerektiriyor. Ancak Türkiye’nin bu düsturu uygulayabilecek nitelikte ve kalibrede devlet adamlarına ihtiyacı bulunuyor. Şartlar ‘’bi taraf olan bertaraf olur’’ atasözündeki anlamda Türkiye’yi zorlayabilecek gibi gözüküyor.

Sonuç

Tıpkı bir insanın genlerini çocuklarına, torunlarına taşıması gibi İmparatorluk artığı devletler de ardılı oldukları imparatorlukların jeopolitik heveslerini, arzularını ve iştahlarını taşıyor. Tıpkı günümüzdeki ABD’nin; İngiliz İmparatorluğunun jeopolitik heveslerini, arzularını ve iştahlarını taşıdığı gibi günümüzdeki Rusya da Rus Çarlık İmparatorluğunun, Sovyet İmparatorluğunun jeopolitik heveslerini, arzularını ve iştahlarını taşıyor. Putin’in aktardığım bu konuşması ve nihayetinde Ukrayna'ya saldırması Rus Çarlığı'nı kurma girişiminin ete kemiğe bürünmüş bir hali oluyor.

Ukrayna’da 21. yy.’da dört yıldır Rus saldırısı altında yaşıyor. Binlerce insan ölüyor. ABD emperyalizminin Vietnam'da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Güney Amerika’da yaptığı vahşet hiçbir şekilde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasına gerekçe olmuyor. Ancak Türk aydınının bir kısmı ise ABD emperyalizmi karşıtlığı nedeniyle bütün bu olup biteni görmezden gelip Rusya güzellemesi yapıyor. İdeolojik saplantılar jeopolitik körlüğe neden oluyor. Rusya’nın Ukrayna’da gerçekleştirdiği askerî harekât uluslararası hukuka da aykırı bulunuyor. Zaten hiçbir saldırının hiçbir haklı gerekçesi bulunmuyor.

Ayrıca Rusya’nın bu savaşa girerken büyük bir hesaplama hatası içerisinde olduğu gözüküyor. "Zaferi kazanan komutan savaş öncesi en çok hesaplamayı yapandır. Savaşı yitiren komutan ise (Putin gibi) savaş öncesi mutlaka yeterince hesap yapmamıştır." (Sun Tzu)

Rusya’nın bu savaşta kullandığı askerî silah ve teçhizatı çok ama çok eski, ilkel ve demode olduğu gözüküyor. Bu demode silahları kullanan askerlerin de eğitimlerinin yetersiz olduğu, böylesi bir savaşa hazır olmadığı, çok büyük bir oranda lojistik destekte zafiyet olduğu gözüküyor.

Rusya’nın, Sovyetler zamanındaki kendi kendisine yeten Rusya olmadığı biliniyor. Günümüzde Rusya, kapitalizmin kötü bir taklidi ile küresel dünyaya entegre olmuş durumda bulunuyor. Çünkü Rusya’nın karşısında sadece Ukrayna bulunmuyor. Rusya’nın karşısında ABD, NATO ve AB ülkeleri bulunuyor. Rusya, sadece Ukrayna ile savaşmıyor. Rusya, hem ABD ve AB’nin ekonomik ve askerî desteğini alan Ukrayna’ya karşı askerî harekât yaparken aynı zamanda ABD ve AB’nin ekonomik ve siyasi ambargosu ile de başa çıkmak zorunda kalıyor.

Bu şartlarda Rusya’nın bu savaşı sürdürebilecek durumda olmadığı, Rusya’nın yeterli askerî, ekonomik, siyasi ve liderlik kapasitesinin bulunmadığı anlaşılıyor. Uzayan bir savaş sadece orduyu ve halkı yıpratmadığı aynı zamanda lideri de yıprattığı biliniyor. Bu şartlarda, savaş devam ettiği takdirde gelecek zamanın Putin için çok sıcak ve zor geçeceği gözüküyor. Ancak otoriter yönetimlerde bu sorumlulukların, liderlerin üzerine yapışmadığı biliniyor.

Bu savaşın iki kaybedeni bulunuyor, birincisi Ukrayna, ikincisi ise Rusya. Ukrayna’nın ülkesi heba oluyor, Rusya’nın ise gücü. Zaten bu savaşın maksadı da Rusya’nın gücünü harcayarak zayıflaması oluyor. Dişleri çekilmiş, tırnakları sökülmüş Rusya, artık küresel bir güç olmaktan çıkıp sadece bölgesel bir güç haline geliyor. 

Osman AYDOĞAN



Yorumlar - Yorum Yaz