• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Aşka Dair
Kitaplar
Hikayeler
Kendime Düşünceler
Fotoğraflar
Videolar
İletişim
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret3960721

Balistik füzeler, füzesavar sistemleri ve İran balistik füzesi


Balistik füzeler, füzesavar sistemleri ve İran balistik füzesi

05 Mart 2026

04 Mart 2026 tarihinde, İran'dan ateşlenen balistik bir füze NATO tarafından imha ediliyor. İran’dan ateşlenen ve vurulan balistik füzenin gövdesi Suriye’nin Kamışlı kentine, önleyici füzenin parçaları da Hatay ilinin Dörtyol ilçesine düşüyor. Bu füze nedeniyle kimseye bir zarar gelmiyor.

Bu füze konusunu anlayabilmek için, konunun teknik yönünü sonra da gündemle bağlantılı olarak siyasi yönünü ayı ayrı incelememiz gerekiyor.

Ancak konunun rahatça anlaşılabilmesi için bugün, konunun teknik yönünü, yarın da siyasi yönünü incelememiz gerekiyor.

BALİSTİK FÜZE ve BALİSTİK FÜZESAVAR SİSTEMLERİ HAKKINDA TEKNİK BİLGİ

Yazılarımda sık sık kullanırım ya: ‘’Her şey önce tanımla başlar, sonra araçlarla devam eder’’ diye. Bu nedenle ‘’balistik füze’’ ve balistik füzeleri etkisiz hale getirecek olan füzesavar silah sistemlerini ayrı ayrı ve bir arada incelememiz gerekiyor.  

Balistik füzeler

Balistik füzelerin menzilleri 300 km veya üzerinde oluyor. Bu füzeler uçuş güzergâhlarının bir kısmını atmosferi geçtikten sonra uzaya çıkarak kat ediyor.  Uzayda parabolik bir yörünge çizip rotalarında en tepe noktaya ulaştıktan sonra tekrar atmosfere girip yerçekiminin etkisiyle hızlanarak hedefine ulaşıyor. Balistik füzeler 10.000 km’lik mesafedeki hedefe yaklaşık 30-35 dk. içeresinde ulaşıyor. Balistik füzeler iniş safhasında (ki bu safhaya ‘’Terminal Safhası’’ adı veriliyor) yaklaşık 5.000 m/s gibi bir sürate ulaşıyor. Terminal safhasında 5000 m/s süratle hareket eden bir balistik füzeyi önlemek, vurmak oldukça güç oluyor, çünkü balistik füzeyi vurmak için yeterli zaman kalmıyor.

Balistik füzeler bu şekilde binlerce kilometre uzaklıktaki sabit hedefleri çok küçük sapmalarla vurarak imha ediyor. Balistik füzeleri tehlikeli yapan sadece bu özelliği olmuyor. Balistik füzeleri esas taşıdıkları başlık tehlikeli yapıyor. Balistik füzeler, konvansiyonel bir başlık taşıyabildikleri gibi nükleer, biyolojik ve kimyasal başlık da taşıyabiliyor.




Balistik füzelere karşı savunma ve balistik füzelerin etkisiz hale getirilmesi

Balistik füzelere karşı iki tür savunma yapılıyor.

Birincisi; balistik füzelerini daha atılmadan fırlatma rampalarında iken ilk ateşleme aşamasında imhası bu füzelere karşı en etkili savunma oluyor. Ancak bu ihtimal nedeniyle bu balistik füzeler de çoğunlukla korunaklı yeraltı rampalarında ve denizaltılarda muhafaza ediliyor. Ayrıca bu rampaların tespiti için ileri teknolojik bir istihbarat ve uydu desteğine ihtiyaç bulunuyor. Dolayısıyla balistik füzelerin kullanılmadan önce veya ilk ateşleme aşamasında imha edilmesi oldukça zor oluyor.

Balistik füzelerin fırlatıldıktan hemen sonra imhası da zor oluyor. Bunun için fırlatma bölgesine yakın bir yerde konuşlandırılmış radarlarla uçuş yörüngesi tam olarak tespit edildikten sonra ve uzaya çıkmadan önce alçak irtifa füzesavar sistemleri tarafından vurulması gerekir ki füze rampalarının ülke derinlikte olması ve zaman darlığı nedeniyle bu da zor oluyor.

İkincisi; geriye balistik füzelerin, atmosferde ve atmosferden yeryüzüne dönme aşamasında iken vurulması kalıyor.

Bu iş ise iki aşamada yapılıyor.

Birinci aşama: Bu aşamada balistik füze atmosferde iken vuruluyor. Bu aşamada bu görev ‘’Füze Kalkanı’’ savunması için yüksek iritfada görevlendirilen füzelerce yapılıyor. Bu füzeler denizde orta irtifadan itibaren SM-3 füzelerinin çeşitli versiyonları kullanılarak yapılıyor.

Bu aşamada kısa ve orta irtifada ise ‘’Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunması’’ (‘’Terminal High Altitude Area Defense’’ veya kısaca THAAD) sisteminde yer alan füzeler tarafından yapılıyor. Bu füzelere de kısaca THAAD füzeleri olarak adlandırılıyor. THAAD, kısa ve orta irtifa tehdit unsurlarına karşı geliştirilmiş, ABD kara kuvvetlerine ait bir balistik füze savunma sistemin adı oluyor. THAAD, 150 kilometre irtifadaki hedefleri (balistik füzeleri) vurabiliyor. 

İkinci aşama: Bu aşamada balistik füzenin imhası; balistik füze atmosferden hedefe doğru iniş esnasında devreye giren füzelerce sağlanıyor. Bu aşamada da orta irtifa için yine THAAD, alçak irtifa için Patriot (PAC-3) füzeleri kullanılıyor. (S-400’ler de bu Patriotların Rus versiyonu oluyor.) Patriot füzelerinin, deniz platformlarından atılan füze karşılığı ise ‘’Standard Missile’’ (SM) ailesinden SM-2 / SM-3 / SM-6 (Aegis sistemi) oluyor. Bu füzesavarlar, hedefine doğru hızla yaklaşmakta olan balistik füzelerini, savunulan ülke topraklarının üzerinde, yere düşmeden, hedefine ulaşmadan havada çarpışarak imha ediyor.  

Özetle; bir balistik füzenin vurulması şansa bırakılmıyor. Balistik füze atmosferde iken yüksek irtifa SM-3 füzeleri, atmosferden inişe geçtikten sonra orta irtifa THAAD füzeleri ve alçak irtifada ise Patriot (PAT-3) füzeleri kullanılıyor. Dolayısıyla ‘’Füze Kalkanı’’ ve ‘’Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunması’’ birbiriyle entegre çalışmakta olup her iki sistem de balistik füze tehdidine uyarı için ''NATO Erken Uyarı ve Bilgi Sistemleri''ne entegre ediliyor.  




Füzesavar füzelerinin üç ana unsuru


İşte bu SM-3, THAAD, Patriot, SM-2 / SM-3 / SM-6 ve S-400 gibi silahlar tıpkı bir topçu silahının sahip olduğu; atış bataryası, ateş idare merkezi ve ileri gözetleyicide olduğu gibi üç ana birimden oluşuyor:

Birincisi: Balistik füzelerin yörüngelerini tespit edebilecek yetenekte gelişmiş hava ve kara radarları. Örneğin, kara radarı olarak; İran balistik füzelerini esas alırsak, bu füzeleri tespit için İran’a hem yakın hem de rakım olarak yüksek mevkide olan Kürecik Radarı. Hava radarı olarak da AWACS erken uyarı radar uçakları.

İkincisi: Balistik füzeleri havada imha edecek SM-3, THAAD, Patriot, SM-2 / SM-3 / SM-6 ve S-400 gibi füzeler ve fırlatma rampaları.

Üçüncüsü ise gelişmiş bilgisayar sistemleriyle komuta-kontrol merkezi.

Yani füzesavar kategorisindeki silahlar tek başına yeterli olmuyor. Bu füzelerin yanında gelişmiş hava ve kara radarları ve komuta-kontrol merkezleri de bulunması gerekiyor.

Şimdi yazımın başındaki habere gelmek istiyorum:

İran balistik füzesi, nasıl vuruluyor?

04 Mart 2026 tarihinde, İran'dan ateşlenen balistik bir füze NATO tarafından imha ediliyor. İran’dan ateşlenen balistik füzenin gövdesi Suriye’nin Kamışlı kentine, önleyici füzenin parçaları da Hatay ilinin Dörtyol ilçesine düşüyor.

Bu balistik füzenin nasıl vurulduğunu açıklayabilmem için önce Kürecik Radar Üssü’nün kuruluş sürecine gitmem gerekiyor.

2010 yılında NATO, Avrupa için balistik füze savunma sistemi kurma kararı alıyor. Bu karar 2010 Lizbon NATO Toplantısında kabul ediliyor.  2011 yılı Eylül ayında Türkiye, radarın Malatya Kürecik’te konuşlandırılacağını açıklıyor. 2011 yılı sonunda radar sistemi kurulmaya başlanıyor. 2012 yılı Ocak ayında ise radar sistemi kurulup operasyonel hale geliyor ve NATO füze savunma ağına (NATO Erken Uyarı ve Bilgi Sistemleri) bağlanıyor. Kürecik radar üssü, o günden beri NATO ülkelerine vaki olacak bir balistik füze saldırısı için erken uyarı görevini yerine getiriyor.

Kürecik Radar Üssü için yapılan MOI (Memorandum of Intent) anlaşmasına göre, NATO’nun Akdeniz’deki gemilerinde bulunan ‘’Füze Kalkanı’’ savunması için görevlendirilen gemiler, füzeler ve orta irtifadan itibaren SM-3 füzelerinin çeşitli versiyonları bu balistik füzeleri atmosferde iken imha için hazır bekliyor. Bu maksatla NATO, NATO füze savunma ağına bağlı ve üzerinde SM-2 füzesavar füzelerinin bulunduğu dört adet savaş gemisini görevlendiriyor. Bu gemilerden iki tanesi, Doğu Akdeniz’de İskenderun Körfezinde 7/24 esasına göre hazır bekliyor. Diğer iki gemi de nöbet değişimi için ana üssünde hazır bekliyor.

İşte bahsi gecen bu İran balistik füzesi atıldığında, bu balistik füze, NATO füze savunma ağı (Kürecik Radarı ve bölgedeki AWACS'lar) tarafından yakalanıyor ve rotası, içinde Türk subaylarının da bulunduğu Avrupa'daki NATO karargâhına iletiliyor. Oradan da bu füzeleri vuracak en uygun platforma (burada bu iki gemiye) bildiriliyor. Bu işlemler ise çok hızlı bilgisayarlar tarafından yapılıyor. Bu gemilerden atılan SM-2 füzesi tarafından da İran balistik füzesi Suriye üzerinde vuruluyor. Vurulan İran balistik füzesinin gövdesi Suriye’nin Kamışlı kentine, önleyici SM-2 füzesinin parçaları da Hatay ilinin Dörtyol ilçesine düşüyor.



İran’dan atılan balistik füzenin çıkış noktası ve vuruş noktası göz önüne alındığında bu füzesinin hedefinin hiçbir şekilde Türkiye olmadığı gözüküyor. Füze hakkında haberlerde yer alan ‘’İran'dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen’’ ifadesi hiçbir şekilde gerçeği yansıtmıyor. Çünkü İran balistik füzeleri güdümlü füze sınıfında yer almıyor. Bu füzenin muhtemel hedefinin Kıbrıs’ta bulunan İngiliz Üssü olduğu değerlendiriliyor.

Yarın da konunun siyasi yönünü incelemek üzere. Füzenin de siyaseti olur muymuş demeyesiniz!

Osman AYDOĞAN

 


Yorumlar - Yorum Yaz