
Ey Kervancı! (Ey Sârebân!)
15 Eylül 2020
Şeyh Sâdî Şirâzî (1193-1292) Fars şâir ve İslam bilginidir. Şeyh Sâdî Şirâzî’yi daha önce bu sayfalarda tanıtmış, onun en bilinen eseri içinde hikâyelerini topladığı ''Bûstan ve Gûlistan'' (Beyan Yayıncılık, 2009)’dan örnekler vermiş ve Şirâzî’nin sözlerinden bir demet sunmuştum. Şeyh Sâdî Şirâzî’nin gazelleri de İran, Anadolu ve Türk tasavvuf edebiyatında çok etkili olmuştur.
“Ey Kervancı!” (Farsça: Ey Sârebân) diye bilinen şiiri de bu gazellerinden biridir. Bugün Şirâzî’ye ait bu şiiri ve bu şiirden yapılan bir besteyi anlatacağım. Beğeneceğinizi umuyorum.
“Ey Sârebân” (Ey Kervancı) şiiri, klasik İran aşk şiirinin en dokunaklı örneklerinden biridir. Bu gazelin ilk beyti özellikle ünlüdür.
Şiirde şair, kervanı süren kişiye seslenir: “Ey kervancı! Develeri yavaş sür.” Sebebi ise şudur: Şairin sevgilisi kervandadır ve kervan uzaklaştıkça şair sevgilisinden daha da ayrılmaktadır. Bu yüzden şair, kervanın hızlı gitmemesini ister. Bu basit sahne, aslında aşkın ayrılık acısını anlatan güçlü bir metafora dönüşür.
Sâdî’nin şiirlerinde aşk çoğu zaman mutluluktan çok bir sınavdır. Sevgi, insanı olgunlaştıran ama aynı zamanda yakıcı bir duygudur.
Bu şiir çoğu zaman tasavvufî anlamda da yorumlanır. Bu yoruma göre sevgili Tanrı’yı, âşık insanı, kervan ise dünya yolculuğunu temsil eder. Bu yorumda şair, Tanrı’dan uzak düşen insanın içindeki derin özlemi dile getirir.
Bu şiir Osmanlı ve Anadolu kültüründe büyük ilgi görür ve geniş bir etki bırakır. Şiirin bazı beyitleri Türkçeye çevrilir, bestelenir ve klasik musikide okunur. Özellikle “Ey Sârebân aheste rân…” mısraı Doğu edebiyatında çok meşhur olur.
Şiir, çok basit bir sahneden büyük bir duygu üretir. Bu durum şiirin gücünü açıkça gösterir. Sadece bir kervanın uzaklaşması anlatılır; fakat okuyucu bunun arkasında, zamanın geçişini, sevilenin kaybını ve insanın çaresizliğini hisseder. Bu nedenle Sâdî’nin bu gazeli, Doğu şiirinde ayrılığı en sade ama en etkili anlatan metinlerden biri sayılır.
Ey Kervancı Yavaş Git!
(Ey Sârebân Âheste Rân)
Ey kervancı yavaş git! Çünkü canıma huzur veren de gidiyor
Sahip olduğum gönül, gönlümü çalanla beraber gidiyor
Ben ondan ayrı kaldım, çaresiz ve hüzünlü
Sanki ondan uzakta, zehirli bir iğne kemiklerime saplanıyor
Sihir ve aldatmacayla içimdeki yarayı gizleyeyim dedim
Kan gizli kalmıyor eteklerimde beliriyor
Onun bütün adaletsizliklerine ve asılsız sözlerine rağmen
Hâlâ kalbimde onun anısı var ya da dile geliyor.
O eteğini çekip gidiyor, bense yalnızlığın zehrini tadıyorum
Artık sorma benim izimi, çünkü gönlümdeki iz gidiyor.
Yine gel gözbebeğime yerleş, ey nazlı sevgili
Çünkü kargaşa ve feryatlar benim gökyüzüme geliyor.
Ey kervancı yavaş git! Çünkü canıma huzur veren de gidiyor
Sahip olduğum gönül, gönlümü çalanla beraber gidiyor.
Şiirden besteye
Şirazî’nin “Ey Sârebân” (Ey Kervancı) adlı gazeli İran’da birkaç kez bestelenir ve İran klasik müziğinde oldukça ünlü bir esere dönüşür.
Bu şiirin en meşhur bestesi İran geleneksel müziği içinde yapılır. En tanınmış icralardan biri büyük İranlı sanatçı Muhammed Rıza Şeceriyân tarafından okunur. Şiir, İran klasik makam sistemi (dastgâh) içinde bestelenir. Genellikle çok hüzünlü ve ağır tempolu okunur. Şiirin ilk mısrası bestede sürekli tekrar edilir: “Ey sârebân aheste rân…” Bu yorum İran’da neredeyse herkesin bildiği klasik bir eserdir.
Bu beste İranlı sanatçı Mohsen Namjoo (Muhsin Namcu) tarafından ayrıca yorumlanır. Bağlantısını aşağıda veriyorum. Beğeneceğinizi umarım.
''Ey kervancı yavaş git! Çünkü canıma huzur veren de gidiyor
Sahip olduğum gönül, gönlümü çalanla beraber gidiyor''
(Ey sârebân âheste rân kârâm-ı cânem mîravad
Ân dil ki bâ khod dâshtem bâ dil-setânem mîravad)
Osman AYDOĞAN
Mohsen Namjoo, Ey Sârebân!;
https://www.youtube.com/watch?v=V_oTrrdkxP0
Mohsen Namjoo, Ey Sârebân! (orkestra eşliğinde)
https://www.youtube.com/watch?v=HKG3TGea7Aw
Bir not:
Mohsen Namjoo ABD’de yaşayan ve New York’un önemli müzik okullarında müzik dersi veren İranlı bir müzik sanatçıdır. ABD’de ‘’İranlı Bob Dylan’’ olarak anılıyor. Aslen setar sanatçısıdır. Geleneksel İran ezgilerini caz, blues ve rock ile harmanlayarak müziğe acem-blues gibi bir tür kazandırıyor. Klasik Fars şiirlerini Batı müziğiyle yorumluyor. Müziğe başladığı ilk yıllarda elektrogitarla setarı, ağıtlarla cazı bir araya getiriyor.
Geleneksel İran müziğinin formunda yaptığı değişiklikler, şikâyet ve olumsuz tepkileri de beraberinde getiriyor. Bir şarkısında Kur’an’ın bir suresinden alıntı yaptığı, sureyi müzik ile okuduğu gerekçesiyle 2009’da suçlu bulunuyor.
Namjoo müziğin ve sanatçının beslendiği şeyin ‘’savaş’’ veya ‘’politika’’ değil ‘’kendi iç dünyası’’ olması gerektiğini söylüyor. Namjoo, şarkılarında modern İran şiirlerine, geleneksel ağıtlara, dualara yer veriyor.
Bir röportajında şunları söylüyor: “Banksy (*) gibi bir sanatçı olmak isterdim, görünmez olup yalnızca müziğimi yapabilmek…”
(*) Banksy, başta İngiltere olmak üzere farklı ülkelerde yaptığı savaş karşıtı, çevreci, hayvan haklarını savunan ve tüketim çılgınlığını eleştiren çarpıcı duvar resimleriyle ünlenen bir sanatçıdır. Gerçek kimliği bilinmiyor. ‘’Banksy’’, sanatçının eserlerinde kullandığı imzasıdır.